KARADENİZ FIKRALARI

 SEYAHAT

Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu.
Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve
alt kattaki Dursun'u aradı.
"Tursun orada durum nasıl?"
"Hiiç...Bizim şöför uyumuş otobüs öylece gidiyor"
Temel:
"O da bişey mi, bizim katta hiç şöför yok Otobüs şöförsüz gidiyor."

 GEMICI TEMEL

temel şimacılıkta başarıdan başarıya imza atmaktadır.
bir gün deniz liman işletme genel müdürü temeli yanına çagırır
ve temel sen artık bizi dışarıda temsil etmeye hak kazandın der.
ve temel turkiyeyi şimacılıkta temsil etmek üzere ingiltereye gönderilir.

temelin ilk işidir. gemi limana yaklaşır ve temel gemide kendisine halat
atacak olanlara bagırır. "uşaklar atın halatı." fakat adamlar hiç bir
şey enlamazlar. temel yine bagırır "uşaklar atsanıza lan halatı".
fakat adamlar yine bişey anlamazlar ve "what what" diye bagırmaya başlarlar.
bu arada gemi gitmektedir. temel az biraz olan ingilizcesini konuşturur ve
adamlara karşı tekrar bagırır:
"do you speak inglish"
adamlar anladıkları bi şey duymanın sevinciyle "yes yes" diye bagırırlar.
bunun üzerine temel yine bagırır.
"mademci anlisunuz dedimu, hacan nicin atmisunuz halati."

 MÜEBBET

Zamanin en buyuk Mayfa Babasi cok agir bir suctan yargilanmaktadir ve idami istenmektedir.
Juri uyelerinin icinde Temel de vardir. Mafyanin adamlari mahkemeden once Temeli bir kenera cekerler ve soyle derler:
- Temel ne yap et Babanin idam kararini muebbet'e cevir yoksa bu senin sonun olur
derler!!!
Temel'in icine korku dusmustur acep ne yapsamda bu adami kurtarsam diye dusunur.
Dava baslar gunlerce devam eder ve nihayet Jury uyeleri karar vermek uzere odalarina gecerler.
Aradan uzun bir sure gectikten sonra jury geri gelir ve kararini okur:
- Muebbet hapis derler
Bunu duyan Babanin adamlari ne yapacaklarini sasirilar dogru Temel'e gidip afferim sana Temel simdi gozumuze girdin derler.
Ehh be Temel iyi guzel de bu isi nasil basardin diye sorarlar:
-Temel : Sormayin usaklar der, millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete cevirne kadar aklan karayi sectim


 LAZ ER

Bir Turk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmis, kendilerine oradaki askeri
tesisler ve modern silahlar tanitilmis. Son gittikleri askeri uste
Amerikali yetkililer bizim subaylara lazerli silahlari anlatmis:
-Bu gordugunuz lazer durbunudur. Bu ise lazerlerle hedefini bulan son
model fuze sistemimiz. Su ise onumuzdeki yil silah piyasasina girecek olan lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kokenli bir subay mudahale etmis:
-Lazerli top bizde de var...
-Nasil olur demis Amerikali yetkili, bu top henuz bizim ordumuzda bile
hizmete girmedi. Sizde nasil olur?
Vardi yoktu derken bizimkiler lazerli topu gormeleri icin Amerikalilari
Turkiye'ye davet etmis. Kisa sure sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya
gelmis. Turkiye'de lazerli top bulundugunu iddia eden subayimiz,
Amerikalilari almis Topcu Okulu'na goturmus. Basinda bir nobetcinin
bekledigi birinci dunya savasi'ndan kalma topu gostermis.
-Iste lazerli top... Amerikalilar gulmus,
-Topu gorduk de, demisler, lazer nerede?
-Hemen yaninda, demis bizimki, topun yaninda nobet tutan ER, LAZdir...


 AKILLANMA

Temel on sekizlik oglunu evlendiriyor. Çok erken degil mi diye soranlara,
- Simdi evlensin, sonra akli pasina celir, o zaman da evlentiremem, diyor.

 HİTAP

Fadime kumar oynuyormus. Temel de arada sirada gidip soruyormus:
-Nasil gidiyor kanaryam?
-Kaybediyorum.
Bir muddet sonra yine:
-Nasil gidiyor guvercinim?
-Kaybediyorum
Bu konusma bulbulum, sercem diye devam edince Cemal sormus,
"Neden karina hep kus isimleriyle hitap ediyorsun?"

"-Bu kadar kisinin icinde kus beyinli diyemem ya!" diye fisildamis Temel.


 BEN SANA KODUM HIKAYESI

Temel elleri, kucagi odun dolu, ormandan donuyomus. Yolda arkadasi Idrise rastlamis.
Idris sormus ..
- Temel o elindekiler ne?
- Odun
- Ben sana kodum ... hihoaaaaa
Bu laf Temel'e cok koymus ama bi cevap da verememis. Bu olayin intikam atesi ile
yanip tutusurken bu sefer de o bir gun Idris'i ormandan donerken yakalamis.
- Ula idris o elindekiler ne?
Olaya uyanan Idris cevap vermis :
- Balta
- Ben sana kodum ..
Idris baslamis gulmeye ... "Eeee kafiye olmadi ki .. "
Temel cevap vermis :
- "Farketmez, olsa da koduuum, olmasa da koduum !"

 AYNI YERDE

Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal'le Istanbul'da karsilasinca :
- Usak nasilsun pakayum?
-Iyiyum...
-Çocuklarin nasildur?
-Onlar da iyidur.
-Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü degisir...Temel arkadasinin karisinin
geçen yil öldügünü hatirlayip hemen söyle der :
-Yani hala ayni mezarda mi yatiyii?

 TRAMPLEN

Temel :
- Yüzme havuzuna cittim, peni attilar
demiş. Nedeni sorulunca:
- Havuza işedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdular, denince Temel şöyle cevap vermiş:
- Tramplenden işedum.

 DENİZALTI

Temel askerligini bahriyede denizalti eri olarak yaptigini
anlatmaktadir.
- "Bu tenüzalti tetugun da nedür, diye sorarlar."
- "Ha bizim takalarin denizin altinda gidenidur.
Kapaklarini kapatayyi, batayyi, tüsman cörünce kapaklarini
acayyi, mermilerini arayyi."
- "Hacan o tedugun olur mi? Kapaklarini acar da o takaya su
cirmez mi?"
- "Hacan sen tenüze cirmedun mi?"
- "Cirdum."
- "Hic sicmadin mi?"
- "Sictiim."
- "Icine su kacayi mi, da. Iste pu prensiple calisayi."

 AV MERAKI

Temel ile İdris avcılığa merak sarmışlar ve bu işi pirinden ögrenmeyi
kafaya koymuşlar. Duymuslarki bilmem ne köyunde bir Mehmet ağa varmış,
bu işin piriymiş. Hangi delikten, hangi hayvan çıkar bilirmiş. Doğru
Mehmet ağaya gitmişler, dertlerini anlatmışlar. Hayli yaşli bir adam
olan Mehmet ağa "zaten artık benimde birilerini yetiştirmem lazım"
demiş ve çıkmışlar dağlara.
Ufacık bir delik çıkmış karşılarına. Mehmet ağa demiş
- "Bu delikten biraz sonra sincap çıkar."
Gerçekten iki dakika sonra çıkmış sincap, bizim avcılarda sincabı bir
atışta vurmuşlar. Biraz ileride biraz daha büyük bir delik.
Mehmet ağa demis :
- "Birazdan burdan bir tavşan çıkar.", dediği gibi tavşan çıkmış
gerçekten ve bizimkilerde indirmişler aşağı. Daha ileride
biraz daha büyük bir delik bu defaki kurban tilki ve daha sonra daha
büyük bir delikten de bir ayı avlamışlar.
Mehmet ağa
- "Ben yoruldum artık gidiyorum", demis.
Temel ile İdris biz biraz daha avlanacağız diye devam etmişler. Koca
bir deliğe rastlamışlar ve beklemeye başlamışlar.
Ertesi günkü gazetelerde haber
- "Manisa treni iki kişiyi ezdi".

 HASTANE

Temel hastaneye gitmektedir. Giriste birinin agladigini gorur.
Yaklasir ve sorar:
"Hayrola hemserim! Neden agliyorsun?".
Adam: "Kan tahlili yaptirmaya geldim. Parmagimi kestiler." der.
Bu sefer Temel daha siddetli bir sekilde aglamaya baslar. Bu sefer susan
adam Temel'e sorar:
"Hayirdir hemserim. Sen niye aglamaya basladin?".
Temel: " Ben..." der, "Idrar tahlili yaptirmaya geldim..."

 KELLİK

Temel'in karisi Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder sac bulursa cin gar çıkarırmiş. Bir gün Fadime sac bulamamış, yine cin gar çıkarmış:
- Uyy Temel, simtu kel karularla mi oynaşaysun?

 NİŞANLILIK

İkiside yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- Artık evlenmeliyiz, demiş Fadime.
- Amaan, cim alayi pizi bu yastan sonra, diye cevap vermiş Temel.

 MİNİ ETEK

Temel Dursun'a arabasinin öyküsünü anlatiyordu:
bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli
güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten sonra
kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice yukari çekip,
dudaklarini islatti ve 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi,
ben de arabasini aldim.

Dursun : iyi etmissin Temel,zaten mini etek sana hiç yakismazdi


Sayfalar :1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19