KARADENİZ FIKRALARI

 KARPUZ

Ilyas elini beline koymus dalgin dalgin yürüyormus.
Birinin dikatini cekmis, onu seyrediyormus.
Ilyas belediye otobusune binmis eli hala belinde, inmis yarim saat yürümüs eli hala belinde.
Onu izleyen dayanamamis kosup, önüne gecmis.
-"Ya kardesim sen delimisin!." demis,
Ilyas :
-"Yooo!." demis
-"Hastamisin demis
-"Yooo!." demis
-"Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyosun" demis.
Ilyas bi de bakmis:

-"Vay anasina da karpuz nereye dusmus"

 DAR AYAKKABI

Temel dar bir ayakkabi almis, giymek icin ter dokuyormus.
Dursun bu durumu görünce:
-"Ula Temel niye dar ayakkabi aldun ? "
Temel bir sandalyeye oturup ayakkabilarini çikarirken:

-Tursun bilisun, kiz evlendi ev aldi. Borç baa kaldi, oglan araba aldi,
borc baa kaldi. Senun anlican penim borcum girtlaga dayandi.
Ben de dar ayakkabi aldum ci çikarttigimda sanki borcum yokmus gibi bir oh çekiyrum."

 TEMEL ASKERDE

Temel askerdeyken, bölügündeki bir asker devamli Temel'e küfrediyormus.
Temel sonunda dayanamayip gitmis komutanina:
-"Komitanum askerin biri anama küfür ettu."
Komutan birsey olmaz deyip basindan savmis.
Ertesi gün Temel yine gelmis komutanin yanina:
-"Ya komitanum, babama da küfür ettu daa"
Komutan yine birsey olmaz deyip savarken Temel:
-"Hacan anam da sensun babam da sensun burda komitanum.."

Komutan hiddetle ayaga kalkmis:

-"Cagirin lan su pezevengi!.."


 KOTU BIR GUN

Dursun kahvede çay bardagina dalgin dalgin bakarak oturuyormus.
Derken Temel kahveden içeri girip Dursun'un yanina gelmis ve
elinden çay bardagini alip bir dikiste icmis.

Zavalli Dursun ne yapacagini bilemeyip birden aglamaya baslamis.
Bunu görenTemel insafa gelip "hey kes sunu usagum!
Sadece saka yaptim. Sana baska bir çay ismarlayacagum.
Hiç böyle aglayan bir erkek görmedum" demis.
Dursun yine aglayarak demis ki;
"hayir hiç de düsündügün gibi degul.
Bugün hayatimun en berbat günü galiba.
ilk önce uyuyakaldim ve isime geciktum.
Patronun ters günüymüs kudurdu ve beni isten kovdu.
Üzgün üzgün binayi terkederken arabamu aradum
ancak park ettigim yerde degildu çalinmistu.
Polise gidip durumu anlattum, ama bir sey yapamayacaklarinu söylediler.
Eve dönmek için bir taksi çevirdim.
Taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanimi ve
tüm kredi kartlarimi takside düsürdügümü farkettum.
Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldum.
Eve girdim o ne?
Karum evde bahçivanimizla birlikte!
Hirsla oradan ayrilip kahveye geldum.
İntihar etmeyi düsünüyordum.

Sonra birden sen çikageldin ve benim zehirimi içtin!"


 TOPRAK NUMUNESI

Temel cok karli bir is olarak düsündügü icin tavukculuk yapmaya karar vermisti.
Ilk olarak elli tane civciv alip ayaklarindan topraga gömer.
Güzelce gübreleyip sular fakat iki gün sonra civcivlerin hepsinin öldügünü görür.
Yaptigi yanlisin farkina varan Temel elli civciv daha alip bu seferde kuyruklarindan topraga gömer.
Ayni sekilde gübreler, sular fakat nafile bu civcivlerde ölür.
Ne yapacagini sasiran Temel, Ankara'da tavukculuk egitimi gören,
amcaoglu Idris'e durumu yazip yardim ister.

Birkac gün sonra Idris'in cevabi gelmisti,
"Sevgili amcaoglum Temel, yazdiklarini okuyup, anladim. Fakat dogru bir teshis koyabilmem icin bana bir miktar toprak numunesi gönderirsen sevinirim."

 KOMTAN HUSEYIN

Temel bu sefer asker. Ama daha askerliginin ilk günü. Çavuslari bunlari
kislanin önünde siraya diziyor, ve basliyor çene yapmaya; Benim adim
Hüseyin KIRÇ. Sakin karistirip yanlis söylemeyin oyarim diye Sonra gidip
siranin en basindaki ere soruyor;
-Adim neydi evladim.
-"HÜSEYIN KIRÇ komutanim."
2. ere soruyo
-"Hüseyin KIRÇ komutanim."
3. er yanlislikla;
-"Hüseyin KIÇ"
diyince adamcagizi orada bir güzel evire çevire dövüp sonraki er'e
geçiyor. Tabii kimsede yanlis yok artik. Neyse sira bizim Temel'e
geliyo. Çavus, buna da soruyo tabi benim adim ne diye. Adamin adini tam
hatiramayan Temel, biraz düsündükten sonra;

-"Hüseyin GÖRT müydü?"

 SEMSIYE

Bir Amerikali, bir Rus, ile Temel hotelde kalirken
gece yarisinda yangin cikar.
Panik icinde yukari katlara kosar, ama kurtulus yok.
Caresizlik icinde Amerikali, odada duran bir semsiye bulur,
Baska sansim yok diyerek semsiyeyi acip atlar.
Semsiye saglam cikar. Onu parasut gibi
kullanarak Amerikali sag salim yere varir.

Bunu goren Rus, yandaki odada baska bir semsiyeyi bulup parasut gibi kullanarak
o da kurtulur. Ikisi de yukariya bakarak merak icinde Temeli beklerken
yakinlarina hizla dusen bir cisim birden bire yere carpar.
Gidip bakarlar:

Temelmis, Hayatta ama kan revan icinde ve her tarafi kirik. Amerikali
-"Ne oldu?" diye sorunca Temel,

-"Semsiyeyi bulamadim. Ama dolapta yagmurluk vardi" demis.

 YAZI TURA

Temel universite sinavina girmis. Her soru icin yazi-tura atarak cevaplari
vermis. Iki saat sonra ogrencilerin cogu sinav kagidini verip salonu terk
etmis,Temel hala yazi tura atiyor.Ogretmen gelmis basina dikilmis:
Temel hepsini yazi tura atiyorsun, hala bitiremedin mi?Temel:
Hocam bir saat once bitirdum. Simdi da cevaplarimi kontrol edeyrum!

 GENERAL

Temel askere gitmis. Mutfakta calismaya baslamis.
Mutfaga her girdiginde buzdolabina selam veriyormus.
Bir gun komutan sormus "Niye buzdolabina selam veriyorsun" .
Temel cevap vermis : "General Electric".

 PUNA HAYATMI DIISUN

Temel, marsa gidecek ilk astronottur.
10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile giden Temel'den dönüse dek
haber alinamayacaktir.
10 yil sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla etrafini sarar:
"Marsta hayat var mi???"
Temel omuzlarini silker: "Yok ..."
Bilim adamlari, basin ve tüm dünya hayal kirikligi içindedir. Temel'i uçaga
bindirip Trabzona ugurlarlar.
Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel'in oglu sorar:
"Baba yaw hakkaten hayat yok muydu acaba?"
Temel yine omuzlarini silker:

"Haçan saat 11 dedin miydu bütün tükkanlar kapanaii! Sen puna hayat mi diisun?"

 MARANGOZ TEMEL

Bizim marangoz Temel, ahsap bir binanin restorasyonunda calismaktadir.
Elinde testere ile ikinci katin iskelesinde calisiyorken görünmez bir
kaza meydana gelir ve testereyi kaydirarak bir anda yanlislikla kulagini
keser. Kulak da asagiya düser. Kulagini görmek ümidiyle asagiya bakar ve
orada calisan iscilere seslenir:
"Hey beyler asagilarda bir kulak gördünüz mü?"
Saskin isciler söyle bir etraflarina bakarlar ve kanlar icinde bir kulak
bulup bizim Temel'e gösterirler:
"Bu mu?"
Temel asagi dogru egilip gözlerini kisar:
"Yok yav, benimkinin arkasinda kalem olacakti".


 BALIKCI

Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada'ya da düşer. Kırkyılda bir
Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fısat çıktığını düşünerek buz
tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur.
Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
"Oğlum burada balık yok"
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
"Burada balık yok dedim sana"
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir
"Tanrım, sen misin yoksa"
Ses yeniden duyulur,
"Hayır oğlum ben buz hokeyi pistinin spikeriyim.."


 ASANSOR

Temelle oğlu İstanbulu hiç görmemişler ve bir iş için oraya giderler.
Küçük köylerinden sonra gördükleri her şeye şaşırır ve hayretler içinde
kalırlar. Taksim'de gezerlerken bir otelin içine girerler. bir bakarlar ki
demirden duvarlar ve bu duvarlar otomatik olarak açılıp kapanabiliyor.
Tabii ki ikisi de şaşırmış.

Temelin oğlu babasına sormuş ;

"Buba bu ne ya?"

Temel hayatında hiç asansör görmediği için bu şekilde yanıtlamış

"Oğlum ben böyle bir şeyi hayatımda görmedim, ne oldugunu bilmiyorum."

İkisi de büyük bir şaşkınlıkla bu duvarlara bakarken 150 kiloluk
şişman bir bayan açılan duvarlardan küçük bir odanın içine girer. Duvarlar
yine kapanır ve numaralar birer birer yükselmeye başlar. Daha sonra
numaralar küçülmeye başlar. Temel ve oğlu şaşkınlık içindedirler.
Birazdan duvarlar yine açılır ve dışarıya 24 yaşlarında çok güzel,seksi,
zayıf ve sarışın bir bayan çıkar.

Temel gözünü bu bayandan ayırmadan oğluna sessizce ;

"Hemen git anani al ve buraya cetur."

 POH

Temel ile Dursun güzel bir bahar gününde köyün yüksek bir tepesine
çökmuslar. Manzaranin keyfini çikarirken birden Temel'in gözü
ineklerin otladugu köyün mezarluguna ilismis.
Dursun'a dönmüs ve:

"Ula Dursun! Sen pirgün öleceksun, sonra seni aha su mezarluga gömeceguz.
Orada topraga karisacaksun. Sonra ot olarak yeniden büyüyeceksun.
Sonra seni su inek yiyecek. Sonra da seni suçacak. Ben de o
pokun yanuna gidecegum ve diyecegum ki "Ula Dursun!! Neydiiiiin ne
oldin?".

Tabii Dursun önce sasirmis ne diyecegini. Sonra o da Temel'e dönmüs:

"Ula Temel sen de pirgün öleceksun. Seni aha su mezarluga gömeceguz.
Orada sen de toprak olacaksun. Sonra ot olarak püyüyeceksun. Sonra seni su
inekler yiyecek. Sonra seni suçacaklar. Ben de o pokun yanuna gidecegum ve
diyecegum ki "Ula Temel! Sen hiç degismeyeceksun!!!"


 FADIME'NIN DILEGI

Fıkra bu ya, fadime golfe merak sarmış. Kaybolan topunu
aramak için ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolda
tuzağa düşmüş bir kurbağa görmüş.
Kurbağa konuşmuş:
-"Bayan, beni bu tuzaktan kurtarıirsanız; 3 dileğinizi hemen
yerine getireceğim ."

Bunu duyan Fadime kurbağayı kurtarıp avucunun icine aldı.

"Az kalsın hatırlatmayı unutuyordum." dedi kurbağa. "Dilediğiniz
şey ne olursa olsun; kocan Temel bunun 10 kat fazlasına sahip
olacak"

Fadime
"Önce, dünyanun en güzel kadinu olmak isteyrum" dedi.
Kurbağa Fadime'yi uyardı:
"Unutma ki; Temel de dünyanın en yakışıklısı olacak"
-"Olsun. En güzel kaduni da ben olacağuma göre yine benümle
evlenecektir." dedi ve devam etti. "İkinci olarak da dünyanun
en zengun kadinu olmak isteyrum".
Kurbağa iyice sapıttı.
"Temel'in de senden 10 kat daha zengin olmasına razısın
demek ki" dedi.
-"Evet, o penum kocam. Mallarımuzu ve paramizu ortak olarak
paylaşacağuz."
Sıra üçüncü ve son dileğe gelmişti. Hiç düşünmeden atıldı
Fadime
-"Şimdi de hafüf bir kalp krizu geçirmek isteyrum!"

Sayfalar :1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19